Küvet tamam dedik ama, bakalım okuduğumuzu ne kadar anlıyoruz…

| 0 Comments




Bir önceki yazımda değindiğim “Neden e-kitap değil de kitap” araştırmalarında son zamanların yeni gündemi “e-kitap okuyunca anlıyor muyuz bakalım?”  Bu ay konuyla ilgili bir araştırma sonucu yayınlandı. Türkçe’ye de çevrildi ve basında yer aldı.

Katılımcı kitlesinin çok büyük olduğu ve bilimsel temellere dayandığı izlenimini uyandıracak şekilde kaleme alınan araştırmalar göstermiş ki, e-kitap okuyanlar, aslında okuduklarını anlamıyormuş.

Örneğin Miiliyet Sanat‘ta yer alan habere göre Avrupa çapında yapılan bir araştırma (50 kişi katılmış) dijital okuma kalitesinin kağıda göre daha düşük olduğu sonucuna, 28 sayfalık bir adet kısa öykü okuması yaptırarak ulaşmış.

Ulaşılan sonuç ne mi? Katılımcılar “karakterle empati kurma, hikayenin içine girme, olayları anlama” gibi konularda benzerlik gösterirken, e-okuma yapanlar, “öykünün olaylarını doğru sıraya koyma” konusunda “önemli ölçüde daha kötü” performans sergilemişler.

“Önemli ölçüde kötü” tanımının bilimsel değerini hiç konuşmayacağım bile. Ama ne yaş, ne cinsiyet, ne konu gözetilmeden, araştırma yapmanın bilimsel temellerinden hiçbirine uymadan yapılan böyle bir çalışmayı haberleştirmek niye? Araştırmacı, bunun sayfa çevirmeyle ilgili olduğuna inanıyormuş. Ben de bunun araştırmacının paşa gönül kriterlerine bağlı olduğuna inanıyorum. İşte benim kişisel araştırma sonuçlarım:

Geçtiğimiz hafta, Kafka’nın Dönüşüm’ünü, Cana Tan’ın İz’ini, Hakan Yel’in Sultan’a Dokunmak’ını ve Yaşar Kemal’in Üç Anadolu Efsanesi’ni okudum. “Karakterlerle empati kurdum, hikayenin içine girdim, olayları anladım.

” Öykünün olaylarını hangisinde doğru sıraya koyabilirim diye düşündüğümde, Üç Anadolu Efsanesi açık ara önde. Buna Yaşar Kemal farkı veya e-okumanın zaferi mi diyeceğiz şimdi? Etkisi vardır mutlaka ama sadece o değil. Bana, ruhuma, yetiştirilişime uygun, çocukluk anılarımı canlandıran bir kitap.

Peşinden Dönüşüm gelir çünkü sıraya konacak olayların sayısı belli. Kiracılar keman resitalinden önce mi olay çıkardı sonra mı sorusundan daha detaylı bir kronoloji beklenemez.

Oysa İz ve Sultana Dokunmak çok hareketli romanlar. Kadın değilseniz İz’le, erkek değilseniz Sultana Dokunmak’la ilgili kronoloji sıralamalarınız iyi çıkmayabilir.

Ben de 50 kişi ve 4 yazarla yola çıksam, işin içine e-kitabı ve kitabı katmadan, bir yazarı ve kitabını iyi, diğerini “önemli ölçüde kötü” ilan edebilirim.Ama bu kitapların hepsi iyi ve uzun satan kitaplar. Sizce kağıda basıldıkları için mi böyle? Okurun kimliğinin hiç mi etkisi yok?

Sözün özü, e-okuma deneyimleri ile ilgili yetersiz araştırma ve yanlı yorumlara itibar etmeyiniz, bizzat kendiniz deneyiniz.